6502 SAYILI TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN KAPSAMINDA AYIPLI MAL KAVRAMI VE TÜKETİCİNİN SEÇİMLİK HAKLARI

26 Mart 2020

Ayıp kavramı doktrinde birçok şekilde tanımlanmakta ve Yargıtay tarafından; satılan malda ortaya çıkan ve alıcının o maldan tümüyle ya da gerektiği gibi yararlanmasını engelleyen eksiklikler ve aksaklıklar olarak kabul edilmektedir.


            28.11.2013 tarihli 28835 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (“TKHK”), “Yürürlük” başlıklı 87’ inci maddesi gereği yayım tarihinden itibaren altı ay sonra 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe girmiş ve 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (“ETKHK”) yürürlükten kaldırılmıştır.

            6502 sayılı Tüketicinin Korunması Kanunu kapsamında tüketici, genel çerçevede temel ilkeler, haksız şart, ayıplı mal ve hizmet, tüketici sözleşmeleri gibi genel hükümlerle korunmaktadır. Bu doğrultuda, “ayıp” kavramı adı geçen Kanun’un uygulanmasında ve tüketicinin korunmasında önem taşımaktadır.

            Ayıp kavramı doktrinde birçok şekilde tanımlanmaktaysa da Yargıtay tarafından; satılan malda ortaya çıkan ve alıcının o maldan tümüyle ya da gerektiği gibi yararlanmasını engelleyen eksiklikler ve aksaklıklar olarak kabul edilmektedir. (Yargıtay HGK 2012/751 E., 2013/265 K., 20/03/2013 T.)

 

AYIPLI MAL                                                                                                                                                                                                         

 

            Ayıplı mal kavramı, 6502 sayılı TKHK’nun ’un 8’inci maddesinde tanımlanmış ve bu tanım doğrultusunda aşağıda listelendiği şekilde düzenleme alanı bulmuştur;

      1.  Tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.

      2.  Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul edilmektedir.

      3.  Sözleşmeye konu olan malın, sözleşmede kararlaştırılan süre içinde teslim edilmemesi veya montajının satıcı tarafından veya onun sorumluluğu altında gerçekleştirildiği durumlarda gereği gibi monte edilmemesi sözleşmeye aykırı ifa olarak değerlendirilir. Malın montajının tüketici tarafından yapılmasının öngörüldüğü hâllerde, montaj talimatındaki yanlışlık veya eksiklik nedeniyle montaj hatalı yapılmışsa, sözleşmeye aykırı ifa söz konusu olur.

          Kanun hükmünde görüldüğü üzere, TKHK çerçevesinde ayıp kavramı “mal” kavramı ile birlikte kullanılmaktadır. Tanımlar başlıklı 3’üncü maddede yer verilen haliyle alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi mallar olarak nitelendirilmiş ve kapsamı oldukça geniş tutulmuştur.

            Yukarıda sıralanmış olduğu üzere, 6502 sayılı TKHK’nun 8’inci maddesinde yer alan durumlardan birinin söz konusu olması halinde, satıcı tarafından tüketiciye teslim edilen mal “ayıplı” kabul edilmektedir.

AYIPLI MALDAN SORUMLULUK

 

              6502 sayılı TKHK’nda yer alan ayıba ilişkin hükümler, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile uyumlu olacak doğrultuda düzenlenmiştir. Adı geçen Kanun’un 219’uncu maddesinde, “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.” düzenlemesine yer verilmiş ek olarak, satıcı bu ayıpların varlığını bilmese dahi sorumlu tutulmuştur.

              6502 sayılı TKHK’da ise ayıplı maldan sorumluluk 9.maddede düzenlenmiştir. Bahsi geçen düzenlemeye göre, temel ilke satıcının malı satış sözleşmesine uygun olarak teslim etmekle yükümlü olmasıdır. Maddenin birinci fıkrası bu şekilde düzenlenmişken ikinci fıkrasında ise satıcıya tanınan sorumluluktan kurtulma imkanı hükme bağlanmıştır. Buna göre, satıcı kendisinden kaynaklanmayan reklam yoluyla yapılan açıklamalardan haberdar olmadığını ve haberdar olmasının da kendisinden beklenemeyeceğini veya yapılan açıklamanın içeriğinin satış sözleşmesinin akdi anında düzeltilmiş olduğunu veya satış sözleşmesi kurulma kararının bu açıklama ile nedensellik bağı içinde olmadığını ispatladığı takdirde açıklamanın içeriğiyle bağlı olmayacak ve sorumluluktan kurtulmuş olacaktır.

 

AYIPLI MALDAN SORUMLULUKTA ZAMANAŞIMI    

 

            6502 sayılı TKHK’nun 12’nci maddesinde ayıplı maldan doğan sorumlulukta zamanaşımı düzenlenmiştir. Söz konusu madde gereği, kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda ise taşınmazın teslim tarihinden itibaren beş yıl olarak kabul edilmiştir.

            Maddenin ikinci fıkrasında, ikinci el satışlarda satıcının ayıplı maldan doğan sorumluluğu düzenlenmiştir. Hüküm kapsamında satıcının ayıplı malda sorumluluğu bir yıldan az, konut veya tatil amaçlı taşınmazlarda ise üç yıldan az olamayacaktır. Hüküm gereği, TKHK’nun 10’uncu maddesinin 3’üncü fıkrası kapsamında ayıba ilişkin açıklayıcı bilginin verilmesi hali hükmün kapsamı dışında bırakılmıştır.

            Ayıbın ağır kusur veya hile ile gizlenmiş olması halinde ise maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, zamanaşımı hükümleri uygulanmayacaktır.                                                                          

 

 

İSPAT YÜKÜ                                                                                                                                                                               

 

            Ayıplı maldan doğan ispat yükü, 6502 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesinde aşağıda yer aldığı şekilde düzenlenmiştir;

       1. Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Bu karine, malın veya ayıbın niteliği ile bağdaşmıyor ise uygulanmaz.

       2.  Tüketicinin, sözleşmenin kurulduğu tarihte ayıptan haberdar olduğu veya haberdar olmasının kendisinden beklendiği hâllerde, sözleşmeye aykırılık söz konusu olmaz. Bunların dışındaki ayıplara karşı tüketicinin seçimlik hakları saklıdır.

       3.  Satışa sunulacak ayıplı mal üzerine ya da ambalajına, üretici, ithalatçı veya satıcı tarafından tüketicinin kolaylıkla okuyabileceği şekilde malın ayıbına ilişkin açıklayıcı bilgiyi içeren bir etiket konulur. Bu etiketin tüketiciye verilmesi veya ayıba ilişkin açıklayıcı bilginin tüketiciye verilen fatura, fiş veya satış belgesi üzerinde açıkça gösterilmesi zorunludur. Teknik düzenlemesine uygun olmayan ürünler ise hiçbir şekilde piyasaya arz edilemez. Bu ürünlere, Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır.

           Yer verilen hüküm kapsamında, kanun koyucu tarafından kabul edilen ayıplı mal karinesi ile bir malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim tarihinde var olduğu kabul edilmiştir. Kanun koyucu tarafından bir malın altı ay boyunca sorunsuz çalışması hayatın olağan akışına uygun bulunmuş ve yapılan düzenleme ile tüketici lehine ispat kolaylığı sağlanmıştır.

           Maddenin ikinci fıkrası uyarınca, tüketici sözleşmenin kurulması aşamasında mevcut olan ve açık bir ayıbın varlığı halinde daha sonra bundan haberdar olmadığını ileri süremeyecektir. Anılan maddenin üçüncü fıkrasına göre ise ayıplı mala ilişkin açıklayıcı bir bilgi ile tüketicinin sözleşmenin kurulması halinde haberdar olmasının sağlandığı durumda sözleşmeye aykırılık teşkil etmeyecektir.

 

TÜKETİCİNİN SEÇİMLİK HAKLARI

 

            Tüketici tarafından satın alınmış malın ayıplı olması durumunda, Kanun’un 11’inci maddesi tüketiciye birtakım seçimlik haklar öngörmüştür. Bahsi geçen hükümde düzenlenen seçimlik haklar şu şekildedir;

a) Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,

b) Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,

c) Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,

ç) İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme.

Tüketici tarafından seçimlik haklardan hangisi tercih edilirse satıcı, tüketicinin bu talebini yerine getirmekle yükümlüdür.

            6502 sayılı Kanun’un tüketicinin seçimlik haklarını düzenleyen maddesinin ikinci fıkrasında ise, ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haklarının tüketici tarafından üretici veya ithalatçıya karşı da kullanabileceği kabul edilmiştir. Satıcı, üretici ve ithalatçı bahsi geçen iki hakkın kullanımından müteselsilen sorumlu ise de üretici veya ithalatçı, malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat etmesi halinde sorumluluktan kurtulmuş olacaktır.

            Sözü geçen maddede aynı zamanda, ücretsiz onarım ve malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması halinde tüketicinin, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında indirim haklarından birini kullanabileceği kabul edilmiştir. Bu hüküm ile ücretsiz onarım ve ayıpsız misli ile değişim haklarının kullanılmasında orantılılık ilkesi benimsenmiştir.

            Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi haklarından birinin seçilmesi durumunda bu talebin gerçekleştirilmesine ilişkin getirilen süre sınırı maddenin dördüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre, tüketicinin yaşaması muhtemel mağduriyetinin önüne geçmesi amacıyla taleplerin, muhataba yöneltilmesinden itibaren azami otuz iş günü; konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda ise altmış iş günü içerisinde yerine getirilmesi zorunlu tutulmuştur. Ancak, Kanun’un 58’inci maddesi uyarınca çıkarılan yönetmelik eki listede yer alan mallara ilişkin tüketicinin ücretsiz onarım talebi yirmi iş günü içerisinde yerine getirilmek zorundadır.

            Tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim hakkını seçtiği durumlarda, ödemiş olduğu bedelin tümü veya bedelden yapılan indirim tutarı derhâl tüketiciye iade edileceği maddede düzenlenen diğer bir husus olmuştur. Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masrafların, tüketicinin seçtiği hakkı yerine getiren tarafça karşılanacağı kabul edilirken tüketicinin malın ayıplı olması sebebiyle kullanabileceği seçimlik haklar yanında 6098 sayılı TBK’nun genel hükümleri uyarınca tazminat talep etme hakkı saklı tutulmuştur.

AV. EYLÜL SUYOLCU